![]() |
|
Spaces home RebeLLiouSsPhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
RebeLLiouSsyakında güncellenecek ....!!!!
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! |
doğal insan:D en güzel insan doğallığı
bayramda oturmuş akrabalarla muhabbet ediyoruz aramızdaki en yaşlı teyzem başına gelmiş bir muhabbeti anlatıyor
Bir akraba ziyaretine gidiyorlar 4 kişi, kelle başı sayarsan 4 kişi ama cüsselere bakarsan 7 kişiler yani :))
Aşağıdan zile basıyorlar ev sahibi kapı otomatiğine basarak kapıyı açıyor, tabi bina yüksek bir bina asansörle çıkmaları gerekiyor,
asansörü çağırıyorlar asansör alt kata gelene kadar binaya ev sahiplerinden bir bey geliyor oda asansörün biraz uzağında bizim teyzelerin gitmelerini bekliyor,
asansör en alt kata geliyor kapıyı açıyorlar yengemlerden bir tanesi uyanık biliyor ki asansör o yükü kaldırmayacak tam diyecekken 2 şer 2 şer çıkalım bakıyor adam binin binin asansör taşır hepinizi eee napsınlar biniyorlar hepsi, kapıyı kapatıp çıkacakları katın düğmesine basıyorlar asansör haraket ediyor derken yük ağır geliyor tabi asansör takılıp kalıyor.. içeride bir panik havası help me!!! help me!!! bağırışlarını bütün bina duyuyor tabi asansörün dışında kalan adam panik yapmayın şimdi sizi kurtaracağım deyip en üste çıkarak asansörün kontrol mekanizmasından asansörü aşağıya indiriyor
teyzemin anlatış şekli : )) heyecanlı vede o anı yaşayarak
ya bizimkilerden birisinin aklına gelmiş asansörün bizi taşımayacağı ama adamda arkadan hepinizi taşır deyince utanmış nabalım bizde bindik tamam asansör 4 kişilik adamda 4 kelle saymış ama
kilolar 4 kişilik değil bizden 7 kişi çıkar ve koptuk tabii:)) paylaşmak istedimböyle sorular ancak türklerin aklına gelebilir
bugün başımdan geçen 2 olayı paylaşmak istedim
1..
Saat 16.00 civarı Eskişehir çarşı merkezinde annemlerle buluşmak üzere yola çıktım, yolumun üzerinde lise arkadaşımın cep telefoncu dükkanı vardı, geçerken selam vereyim dedim. Daldım dükkana merhabalaşmadan sonra kısa bir sohbete daldık tam o sırada dükkandan içeriye 16-17 yaşlarında bir çocuk girdi. Arkadaşım müşteri geldi edasıyla hoşgeldin dedi ve nasıl yardımcı olabilirmden sonra çocuk ben sadece birşey sormak istiyorum dedi, dükkan cep telefoncu dükkanı ya ikinci el telefonlarda mevcut tabi olan cep telefonlarıda vitrinde sergileniyor, çocuk vitrini göstererek nokia 6600 lar neden yanyana duruyor ikiside aynı model ne farkı varki yanyana duruyorlar, biz arkadaşımla kilitlenip kalmıştık acaba ne söylemek istemişti derken arkadaşım atıldı ikiside telefon ne olacaktıki ayrı dursunlar, çocukten ses bi farkımı varki yan yana duruyorlar dedi ve oda ne söylediğini anlamadan dükkanı terketti arkadaşımla ikimiz dumur olmuş birbirimize baka kalmıştık ......:))
2..
bilmeyenler için anadolu otelde reception görevlisiyim
mesaim başlamıştı gece 23.00-07.00 çalışıyorum
güzel güzel resepsiyonda gelen gidenle ilgilenirken telefon çaldı, arama iç hattan yapılıyordu belliki müşteri birşeyler isteyecekti, telefonu açtım ve nasıl yardımcı olabileceğimi sordum, müşteri birşey soracağını iletti bende buyrun yardımcı olalım dedim, :)
müşteri: ya odam çok sıcak acaba bu radyatörler merkezi sistemlemi ısınıyor
ben : evet efendim
müşteri: çok sıcak olduda acaba derecesini düşürttürebilirmiyiz diye soracaktım,
ben : efendim radyatörlerin üzerinde sıcaklık ayar kolu var onun derecesi 5 temi duruyor
müşteri: evet
ben : beyefendi ayar kolunu 2 yada 3 e getirirseniz daha az sıcaklık verir
veeeee benim dumur olduğum an
müşteri:ya bu 5 te iken en soğuk ta değilmi....
sessizlik......
ben : ıııııı beyefendi 5 en yüksek seviye
müşteri: tamam çok saolun
ve telefon kapanır..
tebessüm :)Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Fakir adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu. hayatın anlamıEski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi.. Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis.. Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus.. Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis.. Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ... Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona -Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus .. Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ... Adam kabul etmis.. Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus. Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin..Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasil di(!) Adam saskin..Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki .... Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel ,demis Bilge... Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ... Geri geldiginde bilge ,adama bahçe nasildi diye sormus ... Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis.. Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis "--Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin..Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir "Hayatinin anlami senin bakislarinda gizli" SENDİN O BİLİYORUMSendin o biliyorum Gece ben uyurken yanıma usulca gelip yanağıma, yüzüme hafifçe dokunan, ellerimi tutan ben uyanmayayım diye ürkek davranıp uzaktan izlemekle yetinen sendin o biliyorum. Hissetmiştim sanki geleceğini içim kıpır kıpır olmuştu uyumadan önce, öylesine özlemiştimki seni öylesine hasrettimki sana her gece rüyamda görürmüyüm diye uykuya daldığım sendin. O gecede öyle olmuştu rüyamda seni görüyordum daha bir başkaydın o gece dokunuşların sanki gerçekti asla uyanmak geçmedi içimden. Belkide ömrümün en güzel rüyasını görüyordum dokunuşlarını hissetmek bana ayrı bir tat veriyordu. İrkildim birden sebepsiz uyanmıştım hala sıcaklığını hissediyordum gözlerimi açamadım korkumdan sanki farkındaydım gideceğinin korkum öylesine parçalıyordu ki içimi gözlerimi daha bir sımsıkı kapatmıştım. Bir silah sesiyle irkildim sanki bir yanım kanıyordu elimi hafifçe kalbime götürdüğümde gerçeği anlamıştım son kurşun oradaydı. Son kurşunu atıpta gitmek senin için hiç de zor olmadı biliyorum beni böylesine çaresiz beni böylesine sensiz bırakmak sana yabancı değildi.
Engin KESİKBAŞ sen buldun beniSen buldun beni
Alışmıştım yokluğuna seni unutmayı ezberlemiştim adeta Kaybolmuşluğun en derinlerinde kalbim, yalnızlığın sonlarına doğru giderken, nerden çıktınki karşıma eski günlerime dönüverdim, seni öylesine özlemişimki kadere inat sensizliğe inat karşıma yeniden çıktığında tutuldu dilim söyleyecek kelime yoktu sanki, meğer seni ne çok seviyormuş kalbim, beynim asla derken yüreğim adeta delicesine çarpıyordu adeta yerinden çıkacakmışcasına haykırıyordu seni seviyorum diye. Çırpınan bir deli dalga gibi gidip geliyordu sözler adeta düğümlenmişti içimde, bir bilsen ne hale düşmüştüm, ama ne sen bunu biliyorsun nede ben kendime anlatabiliyorum evet bitmişti her şey, kader diyeceğim ayırmıştı ikimizi.
Engin KESİKBAŞ SENSen uykusuzluk nedir bilirmisin? tırnaklarınla yastığını parçaladınmı, gözlerini tavana dikip düşündüğün oldumu hiç, bütün gece ve bütün bir gün, Belki, bu gece gelir ümidiyle bekledinmi. Ölesiye ağladınmı hiç. Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların onun sözlerini hatırladınmı. Sen günden güne sevildiğini bilmeden eriyebilirmisin, dev bir ağacın altında ölmeyi. Bir teselli aramayı bakışlarında, sözlerinde ve sevdiğin uyurken uzaklarda. Ben ve gözlerimde uykusuzluk deli divane yollara düşüp yaşlanmış bir köpek gibi, eskimiş bir gömlek gibi atılmışlığını hissettiğin oldumu sevmekten. Günler geceler boyu onu düşünmekten kalbin yoruldumu. sen yalnızlığın acısını bilirmisin..!! sevgisizlik bir hançer gibi saplandımı sırtına içinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtımı, bütün gururunu çiğneyip aşkını ilan etmek geldimi içinden, sen çaresizlik nedir bilemezsin sevipte karşılıksız olduğunu anladınmı onu şarkılarda aradınmı sen hergün bin defa öldünmü. Böyleyim diye ayıplama belki dostluğunu suistimal ediyorum fakat her şeye rağmen seni uzak uzak yaşamak seni uzaktan sevmek duyguların en güzeli birgün kendimi sonsuzluğun koynuna bırakırsam yaralı yürekten sevmiş bir aşık gibi, darılma, unutmaki her seven adsız bir kahraman unutmaki insan sevebildiği, kadar insandır………. türk kızlarıİŞTe TüRK KıZLaRıNıN ÖZeLLiKLeRi(SöZüM MeCLiSDeN dışarıı) ne zor şeymişNe zor şeymiş sevdiğimi diri diri toprağa gömmek. Yüreğimin “yok yapma” diyen sesini susturmak, kulağımı tıkamak. Ne zor şeymiş seni sevmek. Yüreğimin ihanetini göz göre göre izlemek; kendimden, nefsimden nefret etmek. Sana karşı koyamamakmış beni benden uzaklaştıran sebep, yalanlara, vefasızlıklara, inançsızlara, korkaklara, zoru görünce kaçanlara tutkun yüreğim bin bir yerinden zehirlenmiş; yazık. Vardır bedeli diye düşünüyorum. Bu böyle kalmamalı, inanıyorum yapılanların iadesi olacaktır; bir an, bir ödül gibi konacak üzerine yerden yere vurulmuş bedenimin. Ben şimdi gidiyorum; sanmayın ki uzun sürecek sizin de buraya gelişiniz; dönüp dolaşıp geleceğiniz yerdir burası. Arkasına sığındığınız yanlış anlamalarınızı burada karşılaştığımızda yine sunamayacaksınız; aptala yatamayacaksınız yani; yalanlarınız olmayacak, dışınızdan bakınca içiniz gözükecek, sakladığınız her şey, kimse burada kendini melek ilan edemeyecek; huzurla bekleyeceğim bu anı, gittiğim yerde. Beni bir kere anlamanı isterdim. Anlatmak istedim, dinlemedin, görmedin. Yine anlatıyorum sana hatta size: Sevdiğim, canım dediğin, içini titreten; özlemleri tekrarladığın içinde; en önemlisi hayata gülememiş birinin gülüşü olmuş birisine sarıldığı gibi sarıldığın birisini yitirmen lazım anlaman için. Ne dersin görmek, yaşamak ister misiniz bana yaşattıklarınızı. Ne zor şeymiş gövdemden başıma çıkan damarların bir bir zonklaması. Tutup bıçağı, defalarca kendimi ikiye ayırasım geldi ama bunu, sen güzelken, bir Temmuz günü yapmalıymışım; ilk defa gözüm arkamda kalmıştı. Ne zormuş sana kin, nefret, öfke beslemek; ne yaptım deyip sayıklamak; sayıklaya sayıklaya telefonla uyumak, güneşsiz, gülüşsüz her sabaha uyanmak. Bana ağır geldi bunları görmek: işini görünceye, kendini tatmin edinceye kadar yüzüme gülümseyenler, sorumlulukları dile düşürüp gerçekleştiremeyenler, yılan gibi araya girenler, yılanlara inanıp onlarla düşüp kalkanlar, seçici olmayıp herkese kendini teslim edenler, bir çıkıntının sevdalısı olanlar… Ateşleri söndüğünde, meyve aldıkları yeşilli mavili kağıtlara sarılanlara; selam olsun… ilksen.net yalanYüreğinin kaçıncı katındayım söyle. Söyle, nasıl çıkmalıyım yukarılara. Seni en çok seven benim; söyle, nasıl anlatmalıyım bunu sana, yüreğine ve beynine giden dar yollara? Nasıl en sevdiğin olabilirim? Nasıl biliyorsam seni en çok sevenin ben olduğumu, biliyorum karanlıklarını da.
Oysa anlatmanın gereği yoktu, hissettiklerimi. Biliyordum, söylememeliydim “seviyorum” diye, defalarca. Öğrenmiştim önceden, sevdiklerimi kaybetmeyi. Hep, sevgimi öğrendikleri beş kalaYa zamanından çok erken gelirim Bağışla/Aziz Nesin senbir kalp atışıydın
yaşama sebebim, aldığım her nefesle yaşattığım, kıramadığım kıyamadığımdın, oysa öylesine seviyordumki seni, ölmeyecek gibi, seni yaşatmak için yaşıyordum, ama dinlemedi kalp bir anda duruverdi, nefesim kesilmişti kalp atışının durmasıyla, ama ölmedim hala yaşıyorum sen farkında değilsin belki ama senide yaşatıyorum sen farkında olmadan çarpıyorsun şunu bilki ben öldüğümde öleceksin.....!!! ENGİN KESİKBAŞ sadece GÜLgül gülki hayat senden nefret etsin sen hayattan değil , hayat dediğin nedirki, birgün doğarsın birgün ölürsün önemli olan o iki günün arasında zamanını nasıl geçirdiğindir , şunu asla unutmaki kahrederek hayata küserek nefret ederek ömür geçmez öyle bir ömür zaten bitmez, sırf hayata gıcıklık olsun diye gülki, hayat seninle baş edemeyeceğini anlayıp seni yormasın...!!! ENGİN KESİKBAŞ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|